Ayvalık, uzun yıllardır turistlerin gözdesi olan, ulaşımı kolay ama sunduğu deneyim bakımından oldukça zengin bir rota. Özellikle yaz aylarında kalabalıklaşsa da, hâlâ birçok köşesinde sakinliği bulmak mümkün. Ayvalık merkez, Cunda Adası ve Küçükköy üçlüsü; tarihi dokusu, doğal güzellikleri ve yeme-içme alternatifleriyle ideal bir üçgen oluşturuyor.
Bu rehberde Ayvalık merkezdeki tarihi sokaklardan Cunda’nın Arnavut kaldırımlı yollarına, Küçükköy’ün sanatla dolu sokaklarından manzara noktalarına ve denize girilebilecek en iyi koylara kadar detaylı bilgiler bulacaksınız.Ayvalık Merkezde Gezilecek Yerler
Tarihi Rum Evleri ve Arnavut Kaldırımlı Sokaklar:Ayvalık’ın kalbi olan merkezde, ilk durak Arnavut kaldırımlı taş sokaklar ve tarihi Rum evleri. Sahil şeridenden iç kısımlara girdiğinizde, uzun uzun yürüyüp kaybolacağınız dar sokaklar ve hayranlıkla izleyeceğiniz cumbalı taş evler dikkatinizi çekecek. İşte Ayvalık’ın tarihini günümüze taşıyan, yaşanmışlıkların izlerini görebileceğiniz, kültürlerin birleşimiyle oluşan en güzel detayları burada.
Ayvalık evlerinin tarihi 150 yıl öncesine kadar dayanıyor. Bölgede Rum'ların yaşadığı dönemde sarımsak taşı kullanılarak yapılan, kapıları ve cumbalarıyla dikkat çeken bu evler, sit alanı olarak koruma altında…
Mübadeleden sonra Girit ve Midilli’den gelen Türklerin yerleştirildiği Ayvalık evlerinin bir çoğunda yaşam hala devam ediyor. Tarihi eser statüsünde olması dolayısıyla aslına uygun bir şekilde ve özel izinle restore edilebildiği için, bazı evler ekonomik sebeplerle kaderine terkedilmiş ya da satılmış… Restore edilerek zamanın yıkıcı etkisinden kurtarılan bazı evler de butik otel ve pansiyon olarak turizme kazandırılmış.
Ayvalık sokaklarında, bu evlerin arasında gezerken tarihe tanıklık ediyor ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz... Her köşede farklı bir sürpriz sizi bekliyor.
Macaron Mahallesi:Sokaklarda yürürken yolunuz Macaron Mahallesi'ne çıkıyor. Baştan söyleyelim; ünlü fransız tatlısı olan Makaron ile karıştırmayın. Adı Macaron, yani yazıldığı gibi okunuyor. Bizim mercanköşk olarak bildiğimiz bitkinin Rumca adı aslında… Eskiden Rumlar evlerinin cumbalarını bu bitkiyle süslerlermiş, adı da oradan geliyor.
Eskiden burası kahvehaneler bölgesiymiş ve erkekler yoğunluktaymış. Yıllar içinde buradaki yapılar da restore edilerek tatlı kafeler, pastaneler, antika ve sanat dükkanları açılmış, böylece Ayvalık gezilerinin dinlenme durağı olmuş.
Macaron Mahallesi'ne gidince ünlü Macaron Muhallebicisinde bademli ve damla sakızlı muhallebilerin tadına bakabilir, Şeytanın Kahvesinde koruk suyu içerek serinleyebilirsiniz.
Taksiyarhis Anıt Müzesi:Ayvalık’ın en önemli yapılarından biri olan Taksiyarhis anıt müzesi, Rumların Ayvalık’ta inşa ettiği ilk kilise olarak biliniyor. 15. Yüzyılda küçük bir ibadethane olarak inşa edilen ve farklı dönemlerde eklemeler yapılarak son haline gelen yapı, sonrasında uzun yıllar boyunca tekel deposu olarak kullanılmış.
Bir süre terkedilmiş halde kalan Taksiyarkis Kilisesi, 2013’te tamamlanan restorasyonun ardından anıt müze olarak ziyarete açılmış.
Hazreti İsa’nın hayatını anlatan resimlerde bezeli olan yapı, heybetli duruşu ve tavan işlemeleriyle de dikkat çekiyor.
Saatli Cami:Ayvalık’ın merkezinde yer alan Saatli Cami, 1850’li yıllarda Rumlar tarafından kilise olarak inşa edilmiş. Mübadeleden sonra camiye çevrilmiş ve çan kulesine de bir saat yerleştirilmiş. Adını da buradan alıyor…
Oldukça huzurlu ve sade bir havası olan caminin içinde gezebilir, püfür püfür esen bahçesindeki banklara oturarak sakinliğin içinde dinlenebilirsiniz.
Ayvalık’ın en Meşhur Lezzeti: Ayvalık Tostu
Ayvalık denince ilk akla gelen lezzet bu! “Altı üstü bir tost, neden meşhur olmuş ki” demeyin. Bu bildiğiniz tostlardan değil. Ayvalık tostunun en önemli özelliği, aslında ekmeği. Bu ekmek nohut mayasıyla yapılıyor, lezzetini ve çıtır çıtır olmasını da buna borçlu. Ayrıca bu tostun orijinali tulum peyniri, kasap sucuğu, turşu ve domatesten oluşuyor.
Salam, sosis, ketçap, mayonez gibi malzemeler sonradan eklenmiş.
Tost yemeye gittiğinizde, siparişinizi mutlaka Orijinal Ayvalık Tostu olarak verin, yanında Balıkesir’in yerel markası olan Özerhisar ayranla birlikte lezzet patlamasına hazır olun!
Cunda Adası
22 adadan oluşan Ayvalık Adaları grubunun en büyük ve yerleşime açık olan tek adası Cunda. Bu nedenle bölgenin de gözbebeği. Ayvalık’tan yola çıkıp, Lale ve Cunda adasını birbirine bağlayan ve 1964’te Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü olarak inşa edilen köprüyü geçtikten sonra Cunda Adasına varıyorsunuz. İkonik yapıları, uzun sahil şeridi, zeytinyağlı meze ve balık restoranları ve sürekli tatlı tatlı esen esen havasıyla sizi karşılıyor…
Eskiden Rumlar buraya mis kokulu adalar anlamına gelen Moshonisi demişler.
Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye eserinde Yund Adaları olarak geçmiş, adının da buradan geldiği sonradan Cunda’ya dönüştüğü düşünülüyor.
Adanın tarihteki adı Cunda olsa da, sonradan eklenen bir adı daha var o da Alibey.
Yarbay Ali Çetinkaya, namıdiğer Alibey, Kurtuluş Savaşında Ayvalık’ta ilk silahlı direnişi başlatan, düşmana ilk kurşunu sıkan kişi olarak biliniyor. Onun anısını yaşatmak için ada Alibey Adası olarak anılmaya başlıyor. Cunda’nın merkezinde Alibey’e ait bir heykel de var, bakmadan dönmeyin deriz.
Taş Kahve
Cunda’da kahve molası için ilk tercih edilen yer burası. Taş Kahve en az Cunda Adası kadar ünlü olan bir mekan. Vitray camları, yüksek tavanı ve tavandaki kırlangıç yuvalarıyla gerçekten ikonik bir yapı…
Burada kahve hala eski usulle dibek taşında dövülerek öğütülüyor, bu nedenle bir dibek kahvesi içmeden dönmeyin ama tatlıları ve tostlarını da tadabilirsiniz elbette…
Rahmi Koç Müzesi
Eski adıyla Taksiyarhis kilisesi olan bu yapı, Cunda’da yılların eskittiği ama sonradan küllerinden yeniden doğan bir değeri…
Kilise olarak inşa edilmiş, mübadeleden sonra camiye çevrilmiş ancak 1944 yılında bölgede yaşanan büyük bir depremde ciddi hasar almış ve sonrasında kaderine terkedilecek yıllarca atıl durumda kalmış…
2012 yılında Rahmi Koç Vakfı bu yapıyı 49 yıllığına kiralayarak restorasyon çalışmalarına başlamış. 2013 yılında da Ayvalık’ın ilk özel müzesi olarak ziyarete açılmış.
Etkileyici mimarisiyle mutlaka ziyaret edilmesi gereken müzede, diğer Rahmi Koç müzelerinde olduğu gibi tarihi oyuncaklar, arabalar ve çeşitli mekanik aletler sergileniyor.
Sanat Köyü Küçükköy
Köyün tarihimizdeki yeri Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar uzanıyor. Fatih, Midilli Adasını almaya karar verdiğinde, olası Rum isyanını önlemek için bu köye yeniçerileri yerleştirmiş. Yeniçeriler uzun bir süre köyde kalmış, Rumlar da buraya Yeniçarahori yani "yeniçeri köyü" adını vermiş.
Küçükköy günümüzde bir Boşnak köyü olarak biliniyor, 1900'lü yılların başında Karada’ğdan gelen Boşnaklar Küçükköy’ye yerleştirilmiş, bu nedenle köyde bir Boşnak kültürü hakim.
Yıllar içinde Boşnaklar Sarımsaklı tarafında ikamet etmeye başlayınca, Küçükköy terkedilmiş bir köye dönüşmüş. Evler ve diğer yapılar atıl durumda kalmış… Ta ki 2013 yılına kadar...
2013 yılında Heykel Sanatçısı Uğur Çalışkan önderliğinde bir grup sanatçı köydeki yapıları alıp restore etmeye başlamışar. Ardından çeşitli galeriler ve sanat atölyeleri kurulmuş ve 10 yıl içinde Küçükköy bir sanat köyüne dönüşmüş.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Küçükköy’ü kültür destinasyonuna almasıyla birlikte buraya kültür turları da gelmeye başlamış.
Zamanla köyde turizm canlanmaya başlayınca kafeler, oteller, müzeler eklenmiş… Şimdilerde Küçükköy Ayvalık gezilerinin olmazsa olmaz durağı.
Aslında adı gibi küçük bir meydan ve bu meydana açılan sokaklardan oluşuyor ama her yer öyle güzel dekore edilmiş öyle güzel süslenmiş ki her köşede durup fotoğraf ve video çekmek istiyorsunuz. Bu nedenle çok kısa sürede gezilebilecek olan bu köyde saatlerinizi harcayabilirsiniz.
Köyde Boşnak kültürünü ve göç tarihini anlatan küçük de bir kent müzesi var. Bölge halkının bağışladığı eşyalar ve göçle ilgili yazılı bilgiler yer alıyor. Ücretsiz olarak gezebilirsiniz.
Bir boşnak köyüne geldiyseniz, elbette boşnak böreği ve boşnak mantısı yiyeceksiniz. Köy meydanında bu lezzetleri ve soka, kuru et gibi çok daha fazlasını tadabileceğiniz tatlı işletmeler var, hepsinin menüsü ve lezzet standardı birbirine yakın. Sanatıyla ruhunuzu, boşnak lezzetleriyle midenizi doyuran bir köy burası…
Küçükköy Muhallebicisi, bir diğer favori mekan. Tahinle yapılan, pekmez ve cevizle süslenen Küçükköy muhallebisini de mutlaka tatmanızı öneririz.
Şeytan Sofrası
Ayvalık’ta gün batımını izlemek için en çok tercih edilen ve en popüler nokta şeytan softası…
Ayvalık’a hakim olan bu tepede, Ayvalık adalarını ve Midilli adasını panoramik olarak görebiliyorsunuz. Günün her saati şahane olsa da gün batımıyla birlikte burada nefes kesici manzaralar oluşuyor.
Buraya Şeytan Sofrası denmesinin ardında pek çok mitolojik hikaye ve rivayet var. En ilginci Zeus tarafından cennetten kovulan şeytanın 3 ayağının olduğu ve bir ayağıyla buraya basarak ayak izini bıraktığı… Günümüzde şeytanın ayak izi olduğu inanılan alan, demir parmaklıklar içine alınmış durumda ve ilginç bir şekilde gelen ziyaretçiler buraya para atıyor ve çaput bağlayarak dilek diliyor…
Diğer Manzara Noktaları Cennet Tepesi: Ayvalık merkezden kolayca ulaşılabilir. Geniş panoramasıyla özellikle sabah saatlerinde çok keyiflidir. Aşıklar Tepesi / Sevim-Necdet Kitaplığı: Cunda’nın en romantik noktası. Kitaplığı gezip ardından kahvenizi manzaraya karşı yudumlayabilirsiniz.Ayvalık'ta Nerede Denize Girilir?
Ayvalık her mevsim kendine has güzellikler sunsa da genelde yaz tatili için tercih ediliyor. Dünyaca ünlü Sarımsaklı Plajlarına sahip olan Ayvalık’ta denize girilecek en popüler yer de burası. 7 kilometrelik plajı ve tene yapışmayan özel kumu öne çıkan özelliği... Tertemiz serin suları, sahil şeridine sıralanmış otelleri, gezilecek yerlere yakın konumuyla Ayvalıkta konaklama için de öne çıkan bölge Sarımsaklı…
Sarımsaklı dışında Badavut plajı, Armutçuk plajı ve Cunda’daki Patriça Koyu da denize girmek için tercih edilebilir.
Bizim favorimiz ise Cunda Ortunç Koyu... Ayvalık Adaları Tabiat Parkı sınırlarında bulunan Ortunç, çam ağaçlarının gölgesine yaslanmış, herhangi bir işletme olmayan, havlunuzu atıp sakince yüzebileceğiniz harika bir yer... Ancak yaz sezonu boyunca orman yangınlarını önleme amacıyla araç girişine kapalı oluyor. Kontrol etmeden yola çıkmayın.
Ayvalık’ta Bunları Yapmadan Dönmeyin
Tarihi Rum evlerinin yer aldığı taş sokaklarda kaybolmadan,
Macaron Mahallesinde muhallebi yemeden,
Şeytan Sofrası’nda gün batımını izlemeden,
Sarımsaklı’nın buz gibi sularında yüzmeden,
Orijinal Ayvalık tostu yemeden,
Sahilde balık keyfi yapmadan,
Cennet Tepesinde Ayvalık, Aşıklar Tepesinde Cunda manzarasını izlemeden,
Zeytinyağlı mezelerin tadına bakmadan,
Küçükköyde sanat galerilerini gezip Boşnak Böreği yemeden,
Taş Kahve de dibek kahvesi içmeden dönmeyin!